Hayat hikaye midir sizce, baş rol de kendinizi oynattığınız tek kişilik sinema filmi midir. Hayat nedir sizce? Dostla içilen çay mıdır, yoksa uğruna öle bileceğiniz aşkınız mıdır hayat. Yaşamak mıdır yoksa dolu sandığın boş hayallerle, hayat kararttığımız yaşamlar mıdır. Karşımıza kitap da çıkar belki, belki dolu dolu yaşamlarla bezenmiş ufacık bir çocuk yüreğinde. Hayat uğruna hayaller kurduğun yaşama sevinci midir yoksa. Oysa hiç kurduğumuz düşünceler gibi değildir odanın dışındaki hayat. Hayat hep almaz mı sevdiklerimizi anneni, babanı, aşkını, bazen ise dostunu hayat acımasız bence çünkü kurduğun hayallere benzemez, bulamazsın çocuk yüzündeki gülümsemeyi hayatın içinde, bulamazsın yaşamın yüzünde bıraktığı kırışıklıkları kendine makyaj edinmiş dede de, nine de. Hayat töredir çünkü, hayat amaçtır. Hayat pimi çekilmiş bombadır eline bırakılan, bastığın mayındır. Dar ağacına giderken yüzündeki tebessümdür hayat… Doğru ya dostlar hayat nedir sizce?
1.254 views
Kızıltoprak Bağdat Caddesinde minicik bir evde oturan bir kız çocuğunun hikayesidir bu.
1963 yılında geçer. O yıllarda henüz sıra sıra dizilmiş apartmanlar azdı.Bu minik ev cadde üzerinde üç katlı bir konağın arka bahçasindeydi.
Konak yüz yıllıkmış o vakitler. Çok şık ve güzeldi. Orada ev sahiplerimiz otururdu. Bizim kaldığımız yer,eski yıllarda konağın hizmetkarları için yapılmış sonrada yaşantılardan hizmetkar faslı bitince kiraya verilmeye başlanmış, arka bahçede ağaçlar arasında, iki odalı şipşirin bir evdi. Ama bir sorunumuz vardı; caddeden evimize geçecek bir yolumuz yoktu. Ev sahibimiz emlakcıydı. Konağın giriş katını kendisine büro yapmıştı üst katlardada ailecek oturuyorlardı. Caddeden büroya
girerdik. Kendi aileside aynı şeyi yapardı. Büronun arka kapısı hole açılıyordu. Holden yukarı çıkan merdivenle evsahiplerimiz evlerine, mahzene inen merdivenlede biz kendi evimize geçerdik.
Ah!… O mahzen!.. Öyle büyük ve karanlıktı ki… Burası konağın üst katları gibi oda oda değildi. Kalın sütunlar vardı.Ve üç ayrı duvarda kocaman demir kapılar. Bizim evimizin tarafına geçilen kapı, hep açık dururdu. Diğer kapılar ise kalın paslı zincir ve asma kilitlerle daima kapalıydı. Evimize geçilen taraf sanki bir mutfağa benziyordu. Kapıya yakın yerde kocaman kapkara bir ocak vardı. Ama tuğlaları yıkılmış belliki bacasının tepeside kırıktı ki oradan güneş ışığı sızardı. Benim hayal kurma köşem burası idi. Ocağın iki yanlarında kırık dolaplar, dolaplardan birinin yanında da dev gibi lavaboya benzettiğim kapkara bir taş vardı.
224 views
Bunca yaşantımda çok şiir okudum, çok türkü dinleyip, çokta yazı gördüm. Gidenlerin ardından yakılan ağıttı her biri. Kimisi çok duygulu, bazısı öfkeli ama hepsinde ortak payda sitemdi besbelli.
Ben farklı başlayacağım satırlarıma, mutluluğu anlatacağım mesela.
Teşekkür etmekle başlasam iyi olacak. Kalsan görmeyecektik gerçek yüzleri, gizlenip kanacaktık birbirimize yıllarca. Kalsan bir gün gitmeler olacaktı mutlaka ya da bitecekti sevgimiz bir çırpıda. Gerçi sen sevmedin beni hiçbir anımızda. Gitmeseydin ölümsüz olmayacaktın varlığımda ve yine gitmeseydin sensizliği bilmeyecektim. Saçma, lise yıllarında misali kavgalarla mutsuzluk sofraları kuracaktık birbirimize. Senli uykulara alışmışken tadacaktım kanepe köşelerinde uykuyu, kovulmayı…
20 views
Kendini gökyüzünün derinliklerini çekiyordu ay
Sen gidiyordun, bense acıyor.
Gitme diyemediğim her an yakıyordu benedimi
Sonra bir meltem vurup savuruyordu küllerimi.
Sen gidiyordun, bense yanıyor.
Gidişini izleyen yağmurlar
Bir keman misali eşlik ediyordu gizledikleri yaşlara
Sen gidiyordun, …
30 views
Bunca zaman çok şey anlattılar bana dinledim bende oları umarsızca. İnandım, güvendim masumdular bir o kadar da güzel. Kimi zaman beni benden aldılar kimi zaman bir tokat gibi çarptılar yüzüme. Ama yalansızdılar saf, temiz, dosdoğru…
Yalnızken bile onları hayal edip, onları dinlendim. Onlarla bir şeyleri anlayıp, direndim. Onlar anlattılar kızdığını, kırıldığını ve yine onlar söylediler özleyip, beklediğini böyle işte onlar fısıldadılar kulağıma sevdiğini.
30 views
Gidenler olmuştu, oluyordu. Alışkındım aslında terkedilmeye, yalnız yürümeye.. Ama hiç gece gidenler olmamıştı, bilirlerdi korkarım geceden ve bu gece daha karanlık her zamankinden…
Dolaşmayı sevmezdim boş sokaklarda, şimdilerde biçare yalnız başıma. Bunca gidenden sonra ee tabi sende bakma ardına. Sevmem, korkarım demişim ve o sokaklara itilmiş yalnız yürümüşüm yıllarca ama ahh sen keşke sen olsan çok başka…
28 views
Belli belirsiz doğar üstüme güneş
Zaman akıp gider
Ben özlerim, o bekler.
Gelsin diye dakikaları sayarsım elbet
Geçmez zaman, durur akrep.
*
Sevdam kadar büyür özlem
46 views
Yazmak gelmez içimden, karamsarlık kaplar yazdıklarımı. Önce duygularımı kaybederim satırların içinde sonra kendimi.
Karamsar her kelimem acı yükler yaşananlara ya da yaşanamadan yarım kalanlara… Dostluk, sevgi, aşk, aile ne fark eder ki bunca yarım bırakılmış tablo işte… Belki malzemeden çalınmış hayatlar belki de yanlış yerde yanlış kişilerle başlayan yaşamlar. Tek doğruluk payı yanlış olan bitişler..
72 views
Öylesine karmaşıktı ki her şey hayat mesela. Öyle zor ki yaşamak bu anlamsız dünyada. Var olmak ya da olmamak. Ya da varlığını kabul ettirmek ya da yok saymak. Her şey o kadar zor ki anlatamamak, susmak. Düşüncelerin karamsarlığında gelir aklına gitmek. Sevdalara, hayata, geri kalanlarına veda etmek. Belki de en zoru şehrime İstanbul’a hoşçakal demek.. Burada doğduk, burada büyüdük ama en önemlisi burada sevdalandık.
49 views
İnanmak istemeyiz elimdekileri bir gün kaybedeceğimize. Hep bizim kalacaklarmış gibi yaşarız. Kaybetme ihtimalini unutup onlarsız yaşamayı göz ardı ederek yaşarız ve onları kaybedince zor olur tekrar toparlamak. Kimimiz için parası, kimimiz için dostu, kimimiz için bir eşyası, kimimiz içinse sevdiği… Önceliklerimiz değişse de kaybetmeme, hep sahip olma arzumuz aynıdır aslında.
104 views